SUÇ KİMİN?

 


Sezona büyük umutlarla giren ve turizm tarihinin en iyi yılını yaşayacağını öngören Turizm Sektörünün mayıs ayı başından beri pek tadı yok. Aslında deprem, savaş ve pandeminin son izlerine rağmen gayet iyi geçen kış döneminin ardından , çok daha iyi bir yaz sezonu beklentisi hemen herkesin öngörüsü ve arzusu idi. Geçtiğimiz yıl 13,5 milyon turist ile pandemi öncesi döneme oldukça yaklaşan Antalya, dünya genelinde de en çok turist alan 5 tatil destinasyonundan biri olmuştu. Haliyle sektör hedef büyüterek pandemi öncesi olan 2019 yılının üstüne çıkmaya kilitlenmişti. 

Ancak Mayıs ayı ile birlikte sektörün hedeflenen gelişlere ulaşamadığı gözlemleniyor. Otellerin hemen hepsinin açılmasına rağmen doluluklar özellikle Kemer ve Alanya’da hayal kırıklığına yol açıyorMayıs ayının ilk 19 gününde 878.000 turist Antalya’ya geldi, oysa 2019 yılının aynı döneminde 1.016.000  turist gelişi yaşanmıştı. 2019 yılınıyüzde 13,5 oranında gerisinde kalan bu süreçte bunun nedenleri sorgulanmaya başladı. Sektör bu aralar neredeyse sadece bunu konuşuyor ve tartışıyor. Adeta ‘suçlu kim veya ne? sorgulaması yapılıyor.

 

Kimseyi hedef tahtasına koymadan, yargılamadan ve suçlamadan konuşulanları gözden geçirelim:


1. Oteller ve Uçaklardaki fiyat artışları:

Son dönemde tatil fiyatının iki önemli kalemi olan Otel ve Uçak maliyetlerindeki artışlar, tatilcinin bütçesini zorlar duruma geldi. Zira paket turun fiyatını büyük oranda bu iki maliyet oluşturuyor. 10 günlük Paket tur fiyatınıyaklaşık % 30 u Uçak, %50 si Otelden kalanı da diğer kalemlerden kaynaklanıyor. 


Otel fiyatları geçtiğimiz yılın rüzgarı ile ortalama %15-30 oranında arttı. Bu, dört kişilik bir ailenin tatilini düşündüğümüzde paket fiyatta hissedilir bir artışa denk geliyor. 


Otelciler fiyat artışının bütün dünyadaki gibi artan maliyetlerle doğrudan bağlantılı olduğunu ve otelin bahçesindeki ağaçlar dışında hemen hemen bütün birimlerde giderlerinin yükseldiğini dile getiriyorlar.

Bununla birlikte 1 Ocaktan itibaren uygulanan %2 lik geceleme vergisi de ek bir maliyet olarak fiyatlara yansıtıldı. Yani yine turist ödüyor, ama dolaylı olarak. Bunu doğrudan turistten alsaydık, tatil paketi daha düşük olacaktı.  

 

Uçak şirketlerinin durumu da benzer. Uçağın %30 luk giderini yakıt oluşturuyor ve yakıta gelen zam doğrudan fiyatlara yansıyor. Ekipman, Havalimanı vergileri ve Handling kalemleri de artan maliyetlerle revize edilmek zorunda kaldı. Bu da paket turun maliyetinde önemli bir fiyat artışına yol açtı. Bununla birlikte uçak azlığı sorunu da hala devam ediyor. Pandemiden beri yavaşlayan kısıtlı üretim, sektörü zorluyor. Hala Afrika’da, İspanya’da park halinde bekleyen yüzlerce uçak var. Dünya turizminin çevrilebilmesi için -Çin’in devreye girmesi halinde –en az 15.000 uçağa daha ihtiyaç var. Bu talep uçak fiyatlarının artışına yol açıyor.

 

2. Acentalar rezervasyonları bekletiyor mu?

Geçtiğimiz günlerde bazı turizmcilerin bu tarz iddiaları üzerine acentacı arkadaşlarımı arayarak bu  konudaki görüşlerini aldım. Bunun gerçekle uzaktan yakından alakası olmadığını, bunun rezervasyonların yavaşlamasının bire bir sektöre yansıması olduğunu dile getirdiler. Bir ara fiyat kırmak için otelciyi baskı altına alan rezervasyon bekletme konusunu da yaşamıştı bu sektör. Artık her iki tarafta birbirini taşımak zorunda olduğunun farkında ve yanıltıcı eylem ve söylemlerden uzak durmak zorundalar.

 

3. Ruble’nin değer kaybı

Mayıstaki durgunluğun başlıca sebebi Rusya’dan gelişlerin beklenildiğölçüde gerçekleşmemesi. Bunun ana nedenlerinden biri de Rus para birimi Rubledeki değer kaybı ile halkın satın alma gücünün zayıflaması. Özellikle Ukrayna savaşı ile yaptırımlara maruz kalan Rusya'da Rublenin değer kaybı bugünlerde rekor seviyede. Altı ay önce 1 Amerikan doları 60 Ruble iken, bugün itibarı ile 80 Ruble civarında. Yaklaşık %30 luk değer kaybı dövize endeksli Tatil paketlerinde de kendisini hissettiriyor. Zaten pahalanan tatil, Rublenin değer kaybetmesi ile daha da zamlanıyor.

 

4. Türkiye’deki seçimler

Bu ‘acaba ?’ diye turizmcilerin kafalarından geçirdikleri bir konu olmakla birlikte, hemen her turizmci tatilcinin önceliklerinin başka şeyler olduğunu çok iyi biliyor. Turistlerin çok cüzi bir kesimi bu konuya kafayı takarken, büyük bir kitle Türkiye’deki seçimlerin kendi iç işi olduğunu biliyor ve tatil tercihi için dikkate almıyor. Geçtiğimiz hafta Yunanistan’da da seçim vardı ve tatil sezonu kesintisiz devam etti, ediyor.

 

Gidişata dair çok büyük bir olumsuzluk yok. Antalya, hala Avrupa’da en çok rezervasyon alan destinasyon olarak ön sırada. Ancak 700 bin yatak kapasitesini doldurmak kolay değil,  Rusya olmadan olmuyor. Ruslar’ı başka pazarlara mı kaptırıyoruz? konusu fiyat ve ürün karşılaştırmaları ile sürekli yapılıyor. Bunun yanı sıra 1 milyona yaklaşan Ukraynalı turist de artık yok. Bu kayıp İngilizlerle kapatılmaya çalışılıyor.

 

Bir suçlu aramamak gerek. Ortada suçludan ziyade bir gerçek var: yaz sezonu umduğumuz gibi başlamadı, Hazirandan itibaren düzelmesi kuvvetle muhtemel. Paniğe kapılmadan sağlıklı ve objektif bir durum tespiti üzerinden çözümler üretecek tecrübeye sahip bu sektör. Herkes kendi özeleştirisini mutlaka yapacaktır.

 

Nice krizleri aşan Antalya bu saatten sonra hız kesmeyecektir. 

 

Kaybedilmiş bir şey yok, sezon şimdi başlıyor…

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar