Kayıtlar

Ağustos, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AKDENİZ HEYKELİ ANTALYA'YA GELMELİ

Resim
AKDENİZ HEYKELİ ANTALYA’YA GELMELİ Buram buram Antalya kokan çok güzel ve etkileyici bir heykel var ülkemizde, mutlaka duymuşsunuzdur: Akdeniz Heykeli. Akdeniz’e adanmış, heykeltıraşı Türk olan, tamamen Akdeniz’e özgün, Akdeniz’i anlatan ve hiç görmediğim halde beni en çok etkileyen heykeldir Akdeniz Heykeli. İki yana açılmış kıvrım kıvrım kolları, denizin ufkunda kaybolan dingin bakışları ve bembeyaz rengi ile Antalya’dan dünyaya gönderilen bir dostluk mesajı gibidir bu nadide eser. Eseri tasarlayan İlhan Koman’da bir gün Akdeniz’de denize doğru yerini bulur düşüncesiyle yaratmış eserini. 'Akdeniz büyüktü, bizden bir denizdi. Kucak açmayı bu adla anlatmak istedim. Sevgiyi ve kucaklaşmayı anlatırken bir kadının bütünlüğünden yararlanmak istedim’. demişti Koman ve bence Antalya’ya özgün en güzel eseri yaratmıştı. 112 metal levhanın kullanıldığı heykel, kâğıt kesme katlama tekniğine dayalı olarak, birbirine eşit uzunlukta çok sayıda kaynaklarla birleştirilmiş 4,5 ton saç le...

BİZ İŞGÜCÜ ÇAĞIRMIŞTIK, İNSANLAR GELDİ

Resim
  ‘ BİZ İŞGÜCÜ ÇAĞIRMIŞTIK, İNSANLAR GELDİ’* Çok etkilendiğim bu sözü İsviçreli yazar Max Frisch benim doğduğum dönemde söylemiş. Yurt dışında yaşayan ‘gurbetçiler ’in durumu sanırım daha iyi anlatılmazdı. Yarım asır önce yüzbinlerce insanımız yeni bir hayat kurmak üzere bilinmeze doğru yola çıkmış ve hayatının büyük bir bölümünü gurbette geçirmişti. Siyah beyaz anılarda ölümsüzleşen bu göç, Almanya’nın talebi ile bu yaz yine gündeme geldi. Hatırlarsınız tatil sezonunun başlamasıyla Almanya havalimanlarında yaşanan izdihama çözüm olarak Almanlar kendilerince bir çıkış yolu bulmuş, İçişleri Bakanı Nancy Faeser bunu şu şekilde kamuoyuna duyurmuştu : ‘Haziran-Kasım dönemi için Türkiye’den 2000 geçici işçi getirip, havalimanlarındaki kaosu sezon içinde çözeceğiz.’ Bunun üzerine hemen harekete geçildi. Konu gerek Alman, gerek Türk medyasında sürekli işlendi, taraflar oluşan şartları değerlendirdiler, komisyonlar kuruldu, başvurular yapıldı. Ancak hepsi bu kadarla kaldı. Haziran...

GÜNDE 21 € YA 56 GÜN TATİL

Resim
  GÜNDE 21 € YA 56 GÜN TATİL Yaz günleri yerini sonbahara bırakırken Avrupalıları soğuk kış günlerinin kâbusu sarmaya başladı. Sürekli artan enerji fiyatlarının bu kış insanları ekonomik olarak çok zorlayacağını gösteriyor. Ne yapacağı bir türlü kestirilemeyen Rusya’nın yarattığı belirsizlikle kışa doğru ilerlerken - her ne kadar pek belli edilmemeye çalışılsa da- yaşlı kıtada endişe büyük. Üstüne üstlük yıllar sonra enflasyon kaynaklı hayat pahalılığı birden hortlayınca kuzeyimizdeki yarım milyar insan kara kara önündeki kış günlerini düşünmeye başladı. Her ülke birtakım tasarruf amaçlı alternatif çözümlere başvuruyor. Dünyanın en çok doğal gaz tüketen ülkelerinden biri olan Almanya daha radikal tedbirlere yöneldi. Araba yerine toplu taşımayı teşvik için Haziran-Ağustos döneminde bütün Almanya içinde geçerli ‘ 9 € Bileti ‘ni hayata geçirdi. Bunun yanı sıra hükümet yetkilileri ‘vanalarınızı kısın, daha az duş alın, kapıyı, pencereyi sıkı sıkı örtün ‘ gibi bir takım tavsiyeleri ...

MUTLULUK KAYASI

Resim
  MUTLULUK KAYASI 1988 de Antalya’ya yerleştiğimde iki şey çok dikkatimi çekmişti: ağaçlardaki turunçlar ve şehrin içine kadar giren deniz. Kimsenin dokunmadığı Turunçlar yağmurlu, karanlık kış günlerinde şehri aydınlatan küçük, kutsal kandiller gibi şehrin doğal bir dekoruydu adeta. Herkes gibi bende alıştım artık, dokunulmayan süs onlar. Gelelim denize… Denizin şehrin içine kadar girmesi ve şehirle iç içe yaşaması ne güzel bir ayrıcalık!.. Hele deniz Antalya’daki gibi temiz kalmış ise. Dünyada kaç şehir kendi sakinlerine bu kadar rahat denize girip, serinleme imkânı verir? Bu güzellikte en büyük pay, sahil boyunca uzanan falezlerin olsa gerek. Adeta şehrin surları gibi, kışın dalgalara karşı şehri koruyan, yazın sıcaktan bunalanlara serinleme imkânı veren Antalya’ya has doğal ve özel bir zenginlik Falezler. Bu sıcak yaz günlerinde insanlar fırsat bulduğu her yerden kendini denizin serinliğine bırakıyorlar. Sahiller, koylar bugünlerde neredeyse tıka basa dolu. Bugün si...

BOŞ ODA DEĞİL, BOŞ YASTIK BİLE YOK !..

Resim
 BIRAK ODAYI BOŞ YASTIK BİLE YOK !... 'Çok ilginç bir sezondan geçiyoruz' demiştim. Koronada sıkışan talep barajın kapakları açılırcasına Akdeniz'e, oradan da Antalya'ya doğru akmaya başladı. Haziranda günde ortalama 60.000, temmuz da 70.000 bin turist gökten Antalya 'ya yağdı. Ağustos da 75.000 ortalama ile devam edecek gibi. 4 Ağustos itibarı ile 7 milyon turist sayısını geçti Antalya. Bu yoğunluk, Antalya  Kundu'dan başlayarak, Belek, Side , Kemer ve Alanya'ya doğru dağılıyor. Otellerin çoğu Ağustos sonuna kadar tıka basa dolu. Hele De Luxury oteller Eylül ve Ekimde de silme dolu. Şu ara otelcilerin en çok kullandıkları kelime 'short'... Zira çoğu kapasitesinin üzerinde rezervasyonla gidiyor  ve yatıracak boş oda yok. Bir acentacı dostum bugün , 'odayı geçtim, boş yastık bile yok ! ' dedi. Son haftalarda görüştüğümüz onlarca otelci beklemedikleri bir taleple karşı karşıya kaldıklarını itiraf ediyorlar. Hemde fiyatların yükselmesine rağmen....

UÇAKLARDA MASKE ARTIK ŞART

Resim
UÇAKLARDA MASKE ARTIK ŞART Eyyam-ı Bahur sıcakları ile neredeyse kavrulduğumuz bugünlerde maskeden bahsetmenin ne kadar sevimsiz olduğunu tahmin ediyorum. Yaz başında maske zorunluluğunun kalkmasına en çok sevinenlerden biriydim. Ancak son aylardaki vaka artışları, turist yoğunluğu ve bizi bekleyen kış dönemini göz önünde bulundurarak, şimdiden tedbir almamızın hepimizin yararına olacağını düşünüyorum. İki ay sonra yaz bitecek ve iki yıldır hayatı bize zehir eden korona kabusu yine kapımızı çalacak. Sağlık bakanlığı verilerine göre ülkemizde mayıs sonundan beri korona vakalarında periyodik bir artış, hatta temmuz ayından beri anormal bir patlama söz konusu. Yazın tam ortasına denk gelen bu hiç beklenmedik durumu ancak yaz dönemindeki seyahat hareketliliğinin artışı ile açıklayabiliriz. Aylardır hepimiz bir yerlerden bir yerlere hareket halindeyiz, hem de hiçbir tedbir almadan, herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmadan.   Bunalmıştık !.. bu tabii ki hepimizin en doğal hakkı, ancak...