Kayıtlar

Şubat, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YA ŞİMDİ?

Resim
  Dünyanın en hareketli zemini üzerinde sürdürüyoruz yaşamımızı. Güney Amerika ve Çin ile birlikte Akdeniz havzası dünyanın bilinen en önemli deprem kuşakları üzerinde bulunuyor. Antik çağlardan beri büyük depremler yaşamış İtalya, Yunanistan, Türkiye, Suriye ve İran defalarca çok büyük sarsıntılara maruz kalmış ve bu sebeple milyonlarca insanını kaybetmiştir. Sadece 20 Mayıs 526 günü meydana gelen Antakya depreminin 300 bin kişinin hayatına mal olduğunu, depremi bizzat yaşamış olan Antakya’lı Malalas’ın eserlerinden öğreniyoruz. Bu depremler sonrası dönemin İstanbul ve İskenderiye ile beraber en önemli şehirlerinden olan Antakya’da dağ ve tepelere yapılmış evlerin dışında neredeyse hiçbir yapının ayakta kalmadığını, deprem sonrası çıkan yangının şehre büyük hasar verdiğini yine aynı kaynaklar yazıyor. Büyük medeniyetlerin kurulduğu bu topraklar büyük afetlerin de merkezi oldu yüzyıllar boyu. Ve her defasında yerle bir olan toprakları terk etmek yerine, acıları toprağa gömerek,...

ZOR SINAV

Resim
Koca bir halkın yüzüne kapkara bir acı oturdu. İki haftadır sağlıklı düşünmek, sağlıklı konuşmak ne kadar da zor. Kimseye ‘nasılsın ? ‘ diye soramayacak bir durumdayız. İçimizde kendisini ailesini, yakınlarını kaybetmiş, evinden yuvasından olmuş, eline geçirdiği battaniye ile sokak ortasında biçare kalakalmış yüzbinlerce insanın yerine koyarak empati yapmayan kimse yoktur sanırım. Çok üzüldüler, çok üşüdüler,   susuz kaldılar. İçimize işleyen bu acıyı biraz olsun hafifletebilmek, iki haftadır hayatta kalanlara destek olabilmek için herkes kendi imkanları dahilinde yardım elini uzattı, uzatıyor. Kimisi arabasının bagajını acil ihtiyaç malzemeleri ile doldurup soluğu Hatay’da, Kahramanmaraş’ta alırken, kimileri gözyaşları ile paketledikleri yardım kolilerine mektuplar ekleyerek gönderdi. Neye, ne kadar yetebildik bilmiyorum. İyi niyetle, umutla uzatılan her el öpülesidir. Bu yardımların çoğu sessiz sedasız gerçekleşiyor. İyilik de sessizdir zaten. Birbirini hiç görmemiş tanımayan...

ANTALYA’NIN ÜÇ SINAVI

Resim
  Kalbimizden girip, sırtımızdan çıkan bir ok gibi içimizi dağladı güneydoğu depremi. Günlerdir yaşanan trajedi uzak yakın,  millet, dil, din farkı olmaksızın herkesin yüreğinde onarılması zor, kalıcı ağır hasarlar yarattı. Yedi gündür gördüklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız karşısında gözyaşı pınarlarımız kurudu. Onca insan hayatından, ailesinden, yuvasından kopunca, uzaklarda çaresizce çırpınan bize yaşamak zehir oldu. Üşümekten, acıkmaktan, yemek yiyebilmekten, yatağımızda rahat uyuyabilmekten utanır olduk. Toplam iki dakikalık iki deprem bizde böylesine derin izler bırakırken, bölgedeki milyonlarca insanın yaşamını nasıl tarumar ettiğini tasavvur bile etmek zor. Yuvalar yıkıldı, hayatlar durdu, hayaller söndü. Canını kurtarabilenler gözleri önünde harabeye dönen evlerine gözyaşları içinde son bir bakış ile veda edip, kendilerini daha güvende hissedebilecekleri bilinmez diyarlara doğru yola çıktılar. Otobüslerle, arabalarla, kamyon kasalarında kim ne bulduysa göçtül...