UNUTTUK
MU?
Unutmak
ve unutmamak iyi midir, kötü müdür bilemiyorum. Herhalde bu çok değişkendir.
Bazı şeyleri unutarak hayatımızdan çıkarırken, bazıları ömrümüzün sonuna kadar
bizimle yaşamaya devam edecek.
Nedir bu başımıza gelen böyle?
allak bullak olduk birden …
Her şey, ama her şey anlamını
yitirdi…
İnsanlığa bir at sineği musallat
oldu sanki istediğin kadar kaç ensende hep.
Doğrular yanlış, yanlışlar
doğru artık.
Kendi elini, kendi yüzüne
süremiyorsun.
Eşe dosta sarılamıyorsun.
Kolonyakolik olduk.
Ne hale geldik böyle?
Hayallerimiz, planlarımız
uçtu gitti.
Bütün insanlık eve hapsoldu.
Ölüm kapının önünde bekliyor gibi, kafanı çıkarıp dışarı bakamıyorsun
‘İmkansız’ dediğimiz şeyler
oluyor, iki ay önce anlatsalar inanmazdın.
Okullar kapandı…
Trenler durdu, yollar
boşaldı.
Petrol sudan değersiz oldu.
Dünyanın bütün uçakları yere indi,
havada sadece kuşlar…
Dünyanın bütün otelleri
kapandı,
En büyük Turizm fuarı
hastaneye çevrildi.
Maçlar iptal edildi,
Ev dışında her şey yasak. Boş
sokakta bile yürüyemiyorsun.
Otobüste sarılarak tutunduğun
direğe, evdeki kapıların kollarına düşman olduk.
Kâbe kapandı…
Toplantılar, organizasyonlar,
fuarlar, düğünler, bütün kutlamalar toptan iptal oldu.
Bırak kutlamayı, ölsen cenazene
gelecek insan yok…
Bir ay önce Çinli görsek yolu
değiştiriyorduk, şimdi Avrupalı’ya öcü gibi bakıyoruz…
‘Turist rekorları kıracağız,
pazarları artıralım’ derken, turist gelmesin diye bütün uçuşları durdurduk…
Her şey yalan oldu Dostlar….
Akşam, üstünden çıkardığın
kıyafetin bile sana düşman gibi.
Babanın elini öperken
tereddüttesin…
Elimizin içini değil, dışını
kullanır olduk. Evindeki odanın bile kapısını dirsekle açıyorsun.
Yeni dostların var artık: sabun, su ve yalnızlık!….
Birkaç güne artık sadece camdan bakarız hayata
.
Nedir bu Allah aşkına, kim
yazdı bunu?
Bütün dünyayı esir alan bu
hikâyeyi Kim kurguladı?
Nasıl geniş bir hayal gücü
bu, bilim kurgu filmlerinde figüranlar gibiyiz.
Ne zaman bitecek bu korkunç
sessizlik…
Dii, dil, ırk, memleket fark
etmiyor, ilk defa bütün insanlık aynı gemide, süratle bir bilinmeze doğru
gidiyoruz…
Bu işin tek bir iyi tarafı
var: doğa kendisiyle baş başa artık…
yeşil biraz daha yeşil, mavi
biraz daha mavi, gökyüzü daha berrak, ne güzel…
Yaşarsak göreceğiz…
Yukarıdaki
satırları 21 Mart 2020 günü, pandeminin ölümcül, ürkütücü şaşkınlığında not
etmiştim. Unutamayacağız, ömrümüzün sonuna kadar hafızalarımızda kalan bir
türlü geçip gitmeyen günlerin, haftaların, ayların yılların çok kısa bir ruh
hali özetlemesi bu. O zor günleri atlatıp, hayatta kalarak bugünlere geldik.
Ama
maalesef neredeyse hiçbir ders çıkarmadan aynı hoyratlık ve duyarsızlıkla
hayatı yaşamaya devam ediyoruz. Eskiye göre daha az egoist değiliz. Tabiata,
birbirimize saygımız eskisinden daha çok değil. Bunu sanırım her gün üzülerek deneyimliyorsunuzdur.
Ben üç
yıl önce ‘Yaşarsak göreceğiz’ derken böyle kast etmemiştim. O günleri tekrar
hatırlayıp, hayat döngümüzü daha saygın kurgulayabilmek için tekrar
paylaşıyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder