BİR GÜN HARİÇ
BİR
GÜN HARİÇ
Oteller
doldu, ‘boş yastık bile yok’ demiştik hatta. Bavulları yükleyecek personel
bulunamadığından yüzlerce uçuş iptal edildi. Yoğun gelişler karşısında Turisti
taşıyacak otobüs bulamadık. Otobüsü bulduk, şoför bulamadık. AVM ler doldu
taştı, mağazalara kontrollü giriş şartı getirildi. Restoranlar, Cafeler nefes
alamadı, biz kahvemizi içerken,
içerideki turistler bizden daha kalabalıktı. Antalya Akvaryumu en iyi
yıllarından birini yaşadı, Land of Legend yaz boyu hıncahınç doluydu. Karpuzkaldıran
şelalesi kaynağından fışkırmaya başladığı günden beri en yoğun ziyaretçilerini
karşıladı. Kaleiçi’nde gençler kaldırımlara taştı. Haziran-Ekim arasında Lara
sahilleri ile, Konyaaltı plajında yer bulmak ne zordu.
***
Hamamdan,
berbere, diş tedavi merkezinden, halk pazarına 2022 yazında turiste doydu şehir.
Her Antalyalıya beş turist düştü bu sene. Ve itiraf edelim şehir 2019
yılından daha iyi bir sezon yaşadı. Esnaftan ‘turist var ama gelmiyor’ şikâyeti
duymadık hiç.
***
Klasik
tatillerine gelenler, savaştan kaçanlar, diş yaptıranlar, kur avantajını
kullanananlar, Avrupa’daki pahalılıktan sıvışanlar, uçuş yasağından dolayı
İspanya’ya, İtalya’ya, Yunanistan’a gidemeyen ve Antalya’yı merak edenler, ‘yurt dışı zor bari ülkemi gezeyim' diyen yerli turistler şehri doldurdular bu sene. Bunun pandemiye, savaşa ve fiyat artışlarına rağmen
gerçekleşmesi pek tanımlanabilir bir durum değil.
***
Herkes bu kadar memnunken bir tek mutsuz vardı:
yalnızlığa terk edilen, gidilip görülmeyen, dokunulmayan, yaşatılmayan ve
sesini duyuramayan Antik Şehirlerimiz. Her
zamanki gibi gelen turistin sayısı ne olursa olsun, ziyaretçi sayısı bir türlü
artmayan bu kıymetlilerimiz bir yılı daha sessiz sedasız bitirdiler. Soğuk mermer
taşlar, yaz boyunca kızgın taşlara
dönüşürken, heykeller birbirleriyle bakıştılar ancak. Avm kapısında sıra
bekleyen, hamama randevü ile giden, sahilleri tıka basa dolduran turistleri
yine yönlendiremedik.
Oysa
tabiat her turizm bölgemize pek değerli bir Antik şehir yerleştirmişti ne güzel.
Alanya’da Kale, Side’de Apollon Tapınağı, Belek’te Aspendos, Kundu’da Perge,
Antalya’da Müze, Kemer’de Phaselis ve Demre… Ve bu şehirlerin çoğu UNESCO DÜNYA
MİRASI GEÇİCİ LİSTESİNDE. Yani sadece bize değil dünyaya miras olarak
bırakılacak emanetlerimiz onlar.
ARTIK HER ŞEY DAHİL’E KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ GEREKLİ
Gelen
turistlerin maalesef %10 u bile ören yerlerimizi gezmiyor. Son yıllarda revaçta
olan ‘Sulu turlar’ , animasyon ve eğlence ağırlıklı outdoor etkinlikler
dışındaki kültürel turlara katılım her zamanki gibi yine düşük oldu.
Bu
seneki geçici yerleşik yabancıları bir kenara bırakırsak gelecekte de hem
şehir, hem kültürel değerlerimiz daha önceki yıllarda olduğu gibi turistlerden
mahrum kalmaya devam edecek. Bunun Antalya’da bir tek nedeni var: HER ŞEY DAHİL
sistemi. Antalya turist sayısına en büyük katkıyı yapan Her Şey Dahil sistemi
turistin otel dışına çıkmamasındaki en önemli etken aynı zamanda. Turisti sarıp
sarmalayan bu sistem, öylesine dolu ve yoğun ki, turist otel dışında geçirdiği her
saatini kayıp olarak görüyor.
Yıllarca
sürekli çekiştirdiğimiz ve eleştirdiğimiz bu sistem aslında Antalya’nın dünya
sıralamasında ön sıralara çıkmasının en önemli nedeni. Ve bence tabii ki devam
etmeli. Özellikle kitle turizminin ve
çocuklu ailelerin tercihi olan bu sistemden vazgeçmek 1500 otele, 700.000
yatağa sahip şehrin boş kalması anlamına gelir.
***
Dünyada
en çok ‘her şey dâhil tesis’ Antalya’da mevcut. Ve bunu en iyi uygulayan şehir de
açık ara Antalya’dır. Ancak 30 yıllık bu sistem yoruldu ve artık bir revizeye
ihtiyacı var. Zira ‘Her Şey Dahil’ sistemi hizmet ve rekabet yarışında zaman
zaman kontrolden çıkarak son yıllarda turisti yutan bir hal aldı. Sadece
tüketim üzerine kurulan bu konseptte turistin tatil anlayışı şekil değiştirdi.
Her Şey Dahil ülkenin, şehrin önüne geçti.
Artık sanki turistin hangi ülkede ya da şehirde olduğu önemsizdi. O
tesis pekala Tunus’ta, Portekiz’de olabilirdi ve aslında bunun pek bir ehemmiyeti
yoktu, önemli olan ona tesis içinde sunulan, yediği, içtiği, eğlendiğiydi.
***
Tabii
ki insanlar tatile dinlenmeye, eğlenmeye, yemeğe içmeye geliyorlar, bu da
onların en doğal hakkı. Ancak sistemi daha sağlıklı hale getirerek ve birazda
yönlendirerek onların hem bu haklarını almaları hem de içinde yaşadıkları
ülkenin en değerli hazinelerinden yararlanma şansı sunulmalı artık.
‘Her Şey Dahil’ in bugünkü hali ile bu
maalesef pek mümkün değil. Bir dokunuş gerekli. Küçük bir dokunuşla sisteme dahil olan herkese
önemli katkı yapabilir, sürdürülebilirlik konusunda devrim niteliğinde kalıcı
bir adım atabiliriz.
KÜLTÜR
GÜNÜ (CULTURE DAY)
Henüz
çok geç değil, şöyle ki;
Her şey dahil uygulayan bütün
tesisler haftada sadece bir gün, yarım pansiyon uygulamasına dönmeliler. O gün de turistler tesisin
bütün imkânlarından yararlanmakla birlikte, Her Şey Dahil konsepti sunulmamalı.
İsteyen otelde kaldığı takdirde ilave hizmetleri ücreti karşılığı alabilmeli.
Böylelikle’ bir şeyler kaçırıyorum’ psikolojisinden kurtulan çoğunluk, o günü
dışarıya çıkmak için bir fırsat olarak görecek ve otel dışında
değerlendirecektir. İsterseniz bugünü Kültür
Günü (Culture Day) olarak adlandırıp, turistleri bölgedeki kültürel
değerlerin ziyaretlerine yönlendirebiliriz.
İnsanoğlu
yeniliklere direndikçe kendi girdabında çırpınıp duruyor. Ve masanın altına
itilen sorunlar büyüyerek gittikçe içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Yıllardır
tartıştığımız bu sorunu herkesin geçici mutlu geçirdiği bir sezonda dile
getirmem biraz gereksiz gibi gözükebilir. Ancak hormonlu sezonların sonunda
yine önümüze geleceğinden emin olduğum bu sorunu şimdiden dile getirerek,
özellikle Kültür Turizm Bakanlığının konuyu taraflarla mütalaa etmesinin çok
faydalı olacağını düşünüyorum.
Bu
tarz projelerde tarafların istisnasız hepsinin yararının olması ve kimsenin
bundan zarar görmemesi esas alınır. Taraflara bakalım;
1. Misafirler
2. Oteller
3. Tur operatörleri
4. Ülkenin bütün birimleri (esnaf,
örenyeri , yerel halk vs…)
Sizce
bu projeye bunlardan hangisi itiraz eder? Hiçbirisi karşı çıkmayacaktır.
Gelin
bu adımın gerçekleşmesi halinde somut getirilerine bir göz atalım:
1. Gelen turistlerin tatili
boyunca en azından bir kez otelden çıkmasına, bölgeyi, şehri, ülkeyi
tanımalarına vesile olur.
2. Kültürel mirasa fayda sağlar ve
sürdürülebilir Destinasyon yönetiminin önünü açar.
3. Tatil bölgelerinin yakınındaki
şehirlerde hareketlilik sağlar.
4. Kişi başı turist gelirini
artırır.
5. Bölgenin kültür varlıkları daha
çok ziyaret edilir, daha çok gelir elde edilir.
6. Sürekli eleştirilen ‘Her şey
dahil’ sisteminin ömrünü uzatır.
7. ‘Her şey dahil cümbüşü’ olarak
nitelendirilen Antalya’nın imajına farklı bir bakış açısı getirir.
Turizmle
ilgisi olan herkesin sorumluluk bilinci içinde konuyu önyargısız ve öncelikle
ülke çıkarlarını gözeterek değerlendireceğini umarım. Zira bugünkü haliyle
sadece enine büyüyoruz. Sayı artıyor, gelir artmıyor. Oteller hıncahınç
dolarken şehir ve kültürel değerlerimiz boş kalıyor.
Bugün
olmazsa yarın bu konunun yine gündeme gelip tartışılacağına eminim.
Biraz
cesaret, biraz öngörü yeter…
Yorumlar
Yorum Gönder