SAHİLLERİMİZDE
YAZANI GÖRDÜNÜZ MÜ?
Kasım ayı ile birlikte sezon
sonunun geldiği bariz bir şekilde hissediliyor. Hava trafiği bıçak gibi kesildi.
Daha geçen ay günde 75 bin geliş varken, bugünlerde dörtte biri ancak geliyor.
Uçaklar son misafirleri geri götürmek
üzere boş gelip, dolu dönüyorlar. Otellerin bir kısmı kapanma hazırlıklarına
başladı, bir kısmı da kapattı bile. İsterseniz Antalya’da bilinen büyük AVM
lerden birisine giderek, sezonun bittiğini somut bir şekilde tespit
edebilirsiniz. En geç kasım ortasında biz bize kalırız Antalya sokaklarında. Ne
dersek diyelim sezon uzamadı ve kasım ayı ile birlikte turizm sektörü önümüzdeki
4 aylık durgun kış döneminin tedbirlerini şimdiden düşünmeye başladı. Bu yaz Antalya çok
yoruldu. Neredeyse hiç ara vermeyen pandemi endişesi, ülkelerin sürekli değişen
yaptırımları, gittikçe daha da ısınan ‘Akdeniz Turizm Savaşları’ ayakta kalmaya
çalışan sektörü bir hayli yordu. Antalya’da yoruldu. 9 Milyon turist geldi
geçti korona şartlarında bu şehirden…
TURİZM SON ÇARE KÖFTECİSİ Mİ?
Sular çekilince yaz boyunca dolup taşan sahillerimizde belirginleşen mesajı görebiliyor musunuz? 2021 yılı geleceğe dair en önemli konuyu sahillere bırakarak çıkıyor hayatımızdan: İSTİHDAM
Kelime biraz sevimsiz gibi durabilir, ancak turizmin kaynağının insan olduğunu unutmayalım. İsterseniz bu kelimeyi ‘Turizm Çalışanı’ diyerek biraz daha yumuşatalım. Bilirisiniz, bütün demeçleri neredeyse birbirinin aynı olan biz turizmcilerin Türk turizminin başarısını sıralarken ilk söyledikleri SERVİS & HİZMET KALİTESİ dir. Bunun da hammaddesi İNSAN dır. Yani son yıllarda başarıdan başarıya koşan turizmimiz, işini, ülkesini seven, sektördeki zorluklara rağmen bütün fedakârlıklara katlanan turizm çalışanlarının sayesinde bugünlere gelmiştir. Ama bundan sonrası meçhul… Zira 2021 yılı turizm çalışanlarının sektöründen kaçış yılı olarak hafızalara yerleşiyor. Doğrudan ve dolaylı olarak 2 milyon (tahmini) kişinin iş bulduğu turizm ‘son çare köftecisi’ gibi, insanların artık başka seçenekleri kalmadığında çalışmayı düşünülebilecekleri sektör haline geldi. Turizm fakültelerinde okuyan öğrencilerin çok azı turizm aşkı ile bu bölümü tercih ediyorlar.
TURİZMDEN KAÇIŞIN NEDENLERİ
Bir eylem varsa en az bir sebep
de vardır. Bu kaçışın nedenleri ise birden fazla. En belirgin olanlarını
geçtiğimiz ay gerçekleşen iki çalıştayda turizmcilerle görüşüp, değerlendirmiştik.
Ben çıkarımlarımın bazılarını önem sırasına göre madde madde yazayım:
- Sektör, yıllarca çalışanların özlük haklarında iyileştirme yapmadı,
- Sezonluk çalışma sürdürülebilir değil, yaşamaya ve geçinmeye yetmiyor,
- Turizmde sürekli yaşanan krizlerin yarattığı belirsizlikler sektörde güvensizliğe yol açtı,
- Turizmde kariyer imkanının kısıtlı olması,
- Bilgi ve teknoloji çağında diğer sektörlerin turizmi geçmesi ve daha iyi imkanlar sunmaları,
Bu şartların üstünden birde
tsunami gibi korona geçince turizmden kaçış hızlandı. 2020 yılının ikinci
yarısında başlayan kaçış, 2021 yılının ilk yarısına kadar sürdü. Zira bu
dönemde büyük bir kesim kısa çalışma ödeneği ile geçimini sağlamaya çalıştı. Peki gemiden ayrılanlar nereye kaçtılar? Görünen o ki, kim ne
bulduysa ve ne yapabilecekse oraya yöneldi. Yabancı dil bilen bunu değerlendirebileceği
alanlara yönelirken, bileğine, işgücüne güvenenler başka sektörlere, kişisel becerileri
olanlar daha kreatif alanlara, kimisi de hiç bilmediği iş kollarını denemek üzere yola
koyuldular.
Başlıca yöneldikleri alanlar,
enerji sektörü, sigorta sektörü, emlakçılık, çağrı merkezleri, kuryecilik,
bankacılık, tarım, seralar ve diğer bilumum alanlar oldu.
Z KUŞAĞI TURİZME İLGİSİZ
Bir yandan gidenlerin arkasından
bakarken,’ bir yandan da gelecek olanlar var mı? ‘ diye gözümüz, kulağımız genç
nesildeyken, maalesef oradan da çok olumlu sinyaller gelmiyor. Gençler turizme
sıcak bakmıyor. Hatta aileleri bile. Mesela bu satırları okuyan turizmci
dostlarımın kaçının çocukları, turizm sektörünü düşünüyor? Ve kaçı çocuklarının
turizmde olmasını istiyor?
Bu sektörü 10 yıl sonra bugün 20
li yaşlarda olan Z kuşağı (1995-2010
arası doğumlular) yönetecek. Ama gelin görün ki Z kuşağı sektöre çok ama çok
uzak. Bunun da nedenleri var. Z kuşağının belirgin özelliklerini alt alta
yazalım ve bakalım turizm ile ne kadar örtüşüyor:
-dijital dünyada büyüyorlar
- özgüvenleri yüksek
-gelişmeye yatkın ve açıklar
-özgürlüklerine düşkünler
-işverene bağlılıkları düşük
-patron kabul etmezler, kendileri
kendilerinin patronudurlar
-iş ve eğlenmeyi bir arada
yaşamak arzusundalar
-iş yerinde dijital altyapı
talepleri yüksek
-iş saatlerinde kuralları ve katı
yaklaşımı kabullenmezler
-klasik medya yerine sosyal medya
kullanırlar
-kitap okumaya çok zaman
ayırmazlar
-kariyer planlamasında hızlı
yükselmek isterler
-yönetilme yerine yönetme arzusundadırlar
-ekip çalışmasından ziyade
bireysel çalışmayı tercih ederler
-çok çabuk sıkılırlar
-genellikle anlaşılmadıklarını
düşünürler
-gelecek kaygısı ve stres
yüksektir
-tüm gün çevrimiçi yaşarlar
-gerçekte hiç tanışmadığı
arkadaşları vardır
Örtüşmüyor değil mi? en azından
turizmin bugünkü koşulları ile örtüşmüyor. Z kuşağının bu özellikleri değişmeyeceğine
göre, yapılacak olan bellidir…
Bize hep ‘sürdürülebilir Turizmden bahsedilir, durur. Eğer turizmi gerçekten sürdürmek istiyorsak ‘mutlu çalışan’ sektörü haline
getirmemiz gerekiyor. Turizmciler ve STK lar bundan sonra bu konuda hamleler
yaparak Türk Turizmine en büyük hizmeti yapmış olurlar.
Kapak Fotoğrafı: Erdal Türkoğlu (4 Mevsim Antalya Fotoğraf Yarışması ikincilik ödülü)
Yorumlar
Yorum Gönder