TATİL ARTIK BİR LÜKS DEĞİL, İHTİYAÇ OLDU
TATİL ARTIK BİR LÜKS DEĞİL,
İHTİYAÇ OLDU
Dünyanın
en büyük ve önemli turizm fuarı ilk kez virtuel olarak sessiz sedasız yapıldı,
bitti. Her yıl dünyanın her yerinden 160.000 den fazla insanın bizzat
katılarak, birebir görerek, dokunarak, koklayarak, işiterek yakalamaya
çalıştığı ‘tatil hissini’ klavyenin sevimsiz tuşları üzerinden ne kadar
hissedebilirse o kadar hissetti katılımcılar.’ Turizm fuarları virtuel olmaz !,
konuşmak, anlatmak, ikna etmek, inandırmak gerekir.’ diyerek konuma geçeyim.
Aslında
bu hafta gündemimde ne zamandır kafayı taktığım ‘pcr test’ konusu vardı. Çalışmalarımı
yapmış, hazırlıklarımı da bitirmiştim. Çok ama çok önemli bir konu olduğu için
araya sıkıştırmak istemiyorum ve henüz çok güncel olması dolayısı ile Berlin
Turizm Fuarı belgeleri üzerinden Alman turistin eğilimlerini, yapılan araştırma
sonuçlarını ve Türkiye olarak bizim Almanya pazarındaki yerimizi önümüzdeki 3
yılı da içerecek şekilde ortaya koymak istiyorum. Zira turizmde Almanya demek,
AB demek, AB demek dünya turizminin yarısı demek…
Eğer
pandemi olmasaydı birazdan paylaşacağım veri ve foliaları, Prof. Martin Lohman
tarafından sunumunun canlı olarak yapılacağı salonda izliyor ve notlarımı
alıyor olacaktım. Yıllardır da öyle yaptım. Bu sene uzaktan izleyerek, bu
çalışmanın özetini, anladıklarımı, yorumlarımı sizlerle paylaşıyorum.
İsterseniz
önce 2020 yılına Almanya özelinde kısaca bir göz atalım. Korona yılı olarak
geçen 2020 yılında Almanya’da yurt içi ve yurt dışı olmak üzere 50,5 milyon
seyahat gerçekleşmiş. (buna Almanya’da yaşayan yabancılar dahil değil)Her ne
kadar geçen seneye göre % 30 civarında bir düşüş olsa da yine de korona
gölgesinde 50 milyon seyahat dünyada herhalde çok az ülkede gerçekleşmiştir. Bu
seyahat edenler kişibaşı 892 Euro harcamışlar. Bu seyahatlerin yarıya yakını
ülke içinde ve kısa süreli olduğu için kişibaşı harcama 1000 Euro dan aşağıya
düşmüş.
Bununla birlikte 1970 lerden itibaren sürekli yukarıya doğru yükselen Seyahat edenlerin sayısı 2020 yılında 30 yıl gerileyerek 50,5 milyon seyahat ile 1990 yılların seviyesine inmiş. Korona Almanya'yı turizmde Batı Almanya- Doğu Almanya günlerine geri döndürmüş. Bununla birlikte korona, yasaklar, engellemeler arasından sıvışan Almanlar, kısıtlı da olsa bir yerlere kaçmışlar. (Aşağıdaki tabloya 1990 dan itibaren Doğu Alman vatandaşları, 2010 dan itibaren Almanya’da yaşayan yabancı vatandaşlar dahil edilmiştir.)
2020 YILINDA ALMANLAR EN ÇOK NEREYE GİTTİLER?
2020 yılında Almanların
neredeyse yarıya yakını arabasıyla, karavanı ile kendi ülkesinde seyahat etmiş
ve Almanya tarihinde ilk kez iç turizm toplam seyahat edenlerin %45 ine gelmiş.
Almanya için seyahat oranı yıllardır %30-33 arasında değişiyordu. 2020 yılında
Almanların nereye gittiklerini aşağıdaki tablodan görebiliriz. Sarı hattı takip
edersek, Yunanistan ve İspanya arasındaki Akdeniz kıyılarının korona sezonunda
en çok tercih edilen yerler olduğunu görürüz .Yunanistan, Arnavutluk, Karadağ,
Hırvatistan, Slovenya, İtalya, Fransa, İspanya, Portekiz hattındaki 9 ülkeye 10
milyon Alman seyahat etmiş. Bizim bulunduğumuz ve Kuzey Afrika’yı da kapsayan
(Afrika neredeyse tamamen kapalı idi, ben olsam bu haritayı böyle
oluşturmazdım) turunç hatta ise 3 milyon Alman seyahat gerçekleştirmiş. 9
milyon kişi de Avrupa’nın diğer ülkelerine seyahat etmiş. Bakın! bir de böylesine
bir dönemde gözünü karartıp çok uzaklara giden 2 milyon Alman mevcut.
Özetle, korona Almanya’da yurt dışı seyahati 24,4 milyon azaltırken, iç turizmde 4 milyon seyahat artışı gerçekleşmiş. Bundan da en çok yararlanan 2 milyon ziyaretçi ile Bavyera eyaleti olmuş. Hani en çok korona vakasının olduğu eyalet….
Yurt
dışında ülkelere göre bakılınca klasik resim korona yılında da değişmemiş. 27,7
milyon yurt dışı seyahatin, ülkelere göre ilk 10 sıralaması şöyle;
1. İspanya 2.132.000
2. İtalya 1.578.000
3. Avusturya 1.330.000 (kış turizm ve araba seyahati)
4. Türkiye 1.274.000
5. Hollanda
997.000 (çoğu araba ile)
6. Hırvatistan
941.000
7. Polonya 858.000
(kuaföre, ucuz benzin almaya giden az değil)
8. Yunanistan
775.000
9. Fransa 720.000
10. Danimarka 360.000 (komşu ülke araba ile genellikle)
Neredeyse
Yunanistan’ın iki katı Alman Türkiye’ye gelmiş. Şimdi Aşı pasaportu ısrarını anlıyor
musunuz?
TURİZM İHTİYAÇLARDA BESLENMEDEN SONRA İKİNCİ SIRADA
Şu
aşağıdaki tablo çok ilginç !... Katılımcılara ‘ihtiyaç öncelikleriniz
nelerdir?’, ‘Hangileri için para harcardınız? ‘Sorusu yöneltilmiş.
İlk sırada
yeme içme, beslenme gelirken ikinci sırada Tatil ve seyahat gelmiş. İşte tipik
bir Alman klasiği!... Ve herhalde bir Alman için en büyük ceza onun tatile
gitmesine engel olmaktır.
PARA
HARCAMADAKİ ÖNCELİKLERİNİZ NELERDİR?
1. %71 Yiyecek, içecek
2. %60 Seyahat
3. %57 Ev, konut
4. %54 Boş zaman
5. %51 Sağlık
6. %43 Kılık kıyafet, dış görünüm
7. %41 Kısa hafta sonu
seyahatleri
8. %39 İletişim, Medya
9. %35 Yaşlılık güvenceleri
10. % 32 Araba
Seyahat
neredeyse Almanların oksijeni olmuş artık, ‘arabam olmasın ama tatile gideyim’
diyorlar, o yüzden biz Alman pazarındaki çalışma ve gayretlerimizi devam ettirmeliyiz.
GELDİK 2021’e …
İsterseniz önce geçen kış dan beri Almanların yapamadıkları tatilleri sıralayayım size;
1. 2020 Kış tatili (Şubat)
2. 2020 Nisan (paskalya)
3. 2020 Mayıs (pentekost)
4. 2020 Haziran-temmuz- ağustos
(yaz tatili)
5. 2020 Ekim-kasım (sonbahar
tatili)
6. 2020 Aralık (Noel tatili)
7. 2021 Kış tatili (şubat)
8. 2021 Nisan (paskalya)
Tatile
ve seyahate bu kadar düşkün bir millet bastırılmış, dizginlenmiş tatil hakkını
coşkuyla yaşamak isteyecektir. Birçok Alman da ‘Mart 2021 de, Mart 2020 ye göre
daha iyi, daha bilinçli, daha bilgili durumdayız’ diyerek, tedbirlerini alıp
tatiline gitmek istiyor. Peki, korona sonrası nereye gitmek istiyorlar? Aslında bırakın
korona sonrasını, sorulan soruda ‘önümüzdeki 3 yıl için hangi ülkeleri tatil
için düşünürsünüz?’ sorusunun bile cevabı belli:
1. İspanya (%16)
2. İtalya (%11)
3. Avusturya (%8)
4. Türkiye (%7)
5. Yunanistan (%6)
Yani
en az 5 milyon Alman önümüzdeki 3 yıl içinde her yıl Türkiye’ye gideceğini belirtmiş. Yurt dışındaki vatandaşlarımızı da buna eklersek
2021-2023 süresini kapsayan 3 yıllık süre içinde Almanya’dan 20 milyon ziyaretçimiz
olabilir. Ben demiyorum, Almanların kendi yaptıkları anket sonuçları ve istatistikler diyor....
Diyeceğim o ki;
korondan sonra tatil formatı değişmekle birlikte tatil yapılacak yerler değişmiyor. Tatilci 'ülkeni korona şartlarına göre düzenle, ben yine geleceğim.' diyor.
Ve en önemlisi Turizm, koronadan sonra artık bir lüks değil, bir ihtiyaç haline geldi. Eminim herkes
ilk fırsatta aylardır içinde bulunduğu buram buram korona ortamını terk edip,
gidebileceği en mümkün olan yere kapağı atacaktır.
Hazırlıklı
olalım….
Recep Bey elinize sağlık. Avrupa Birliği ve Almanya şunu çok iyi biliyor Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi ülkelerin ekonomileri, 2021 de de olası bir kapalı sezondan yıkıcı şekilde etkilenebilir. Bu durumda Yük bütün AB'nin sırtına binecektir. Mayıs sonrası turizmde dolaşıma yavaş yavaş izin vermeye başlayacaklar ve AB dışı ülkelere de bu seyahat iznini vermek zorundalar. Kimseye şu ülke çok tehlikeli gitmeyin yerine kontrolleri sıkılaştırmaları gerekir bunun yanin sıra Tatile çıkmak isteyeceklerin çoğu zaten Türkiye'yi liste başına koymuştur aynı zamanda Tur Operatörleri de Türkiye'ye seyahati daha teşvik edici paketler sunacaktır. Çünkü Türkiye Turizmden kazanırken Turist gönderen ülkelere de kazandıran bir altyapı sistemine sahiptir. Bundan vazgeçemez Tur Operatörleri. Daha önceki yazılarınızda da belirttiğiniz gibi asıl konu bizim bu dönem gelen turistlere yaklaşımımız nasıl olacak. A) yamyam tarzı mı B) modern bir karşılama ile misafirperverlik önde tutularak bizim onlara en iyi servisi güvenle vereceğimizi hatırlatmak mı?
YanıtlaSil