GEMİ LİMANDAN AYRILIYOR…
Son
günlerde ülkelerin baş döndürücü ve takibi artık imkânsız hale gelen görüşme
trafiğini mutlaka fark etmişsinizdir. Turizm pastasının yarısını korona yutunca,
kalan yarısı için amansız bir savaş başladı. Turizm, aylar öncesinden planlanıp,
kullanıma hazır hale getirilir. Bu yüzden temmuzda, ağustosta yapılacak tatil
bugünlerde konuşulur, karar verilir ve gerekirse – bu sene bu seçenek biraz
düşük- ödeme yapılarak rezervasyonlar geçilir.
Öngörülere
göre 2021 yılında dünya genelinde 1 milyar insan seyahat edebilir. Bu öngörünün
aşağıya ve yukarıya doğru kuvvetli bir şekilde sapması da mümkün. Bunun artık
aşılanma sürecine bağlı olduğunu bilmeyen yoktur sanırım.
2021
de gerçekleşeceği öngörülen 1 milyar turistik seyahatin 500 milyonunun Avrupa ‘dan
olacağı yüksek ihtimal. Bu yüzden Avrupa’daki turizm savaşları dünyanın diğer
bölgelerine göre daha hızlı ve hareketli.
Bu
öngörüler ışığında ülkemize bakalım:
Ülkemizin
iki ana destinasyonu var, Rusya ve Doğu
bloku ülkeleri ile Avrupa.
DİĞER ÜLKELER GÖZÜNÜ RUS
TURİSTE DİKTİLER
Rusya
konusunda 2020 yılında korona dışında Rus pazarına dair pek bir endişemiz yoktu, zira Rus turist için sadece Zanzibar ve Türkiye
uçuşları mümkündü (hala da öyle).Büyük bir olasılıkla geçen yıl tatile çıkan Rus
turistin hemen hemen hepsi Antalya’da tatil yaptı. Ancak 2021 farklı gözüküyor.
Avrupa’daki sınırlamalardan ve seyahat edebilecek kısıtlı potansiyelden ümidini
kesen ülkeler, gözünü korona sürecinde de tatilini kesintisiz sürdüren Rus turiste dikmiş
gibi gözüküyorlar. Korona sürecinde Ruslara kapılarını kapamış olan Mısır, Dubai, Güney
Kıbrıs, Yunanistan bu sene yasakları gevşeterek ilkbahar ve yaz döneminde otellerini ve
uçaklarını Ruslarla doldurmayı düşünüyorlar. İspanya’nın bile göz kırptığını
düşünüyorum. Yani diyeceğim o ki, her ne kadar Rus pazarında TÜRK kökenli
operatörlerimiz, olsa da, her ne kadar Ruslar Antalya’ya aşık olsalar da, her ne
kadar biz uzaklık, hizmet ve fiyat konusunda avantajlı olsak ta bu sert rekabet
ortamında RUS MİSAFİR KAPASİTEMİZ azalabilir.
TURİSTİN NEREYE GİDECEĞİNE
KENDİ DEVLETİ KARAR VERİYOR
Avrupa’ya
gelince işler daha karışık… Her gün, her an yeni bir hamle ile karşılaşıyoruz. Alınan
birçok kararla kişiler labirentin sonundaki çıkışa yönlendiriliyor. Kimsenin eline
bir katalog alıp, ya da tur operatörlerinin web sayfalarına bakarak, gönlüne ve
bütçesine en uygun yeri bulup, nereye
gideceğine karar vermesi mümkün değil. Önce kendi ülkesinin nerelere izin
verdiğini ve verebileceğini günün gününe takip etmesi gerekiyor. ARTIK TURİST
İSTEDEĞİ ÜLKEYE DEĞİL, KENDİ DEVLETİNİN İZİN VERDİĞİ YERE GİDEBİLECEK. Gördüğüm
ve takip edebildiğim kadarı ile burada 3 hamleli bir eylem planı ve yönlendirme
mevcut;
1. ÜLKENDE KAL !
2. AB İÇİNDE KAL !
3. ÖZEL İZİN VERDİĞİMİZ YERLERE
GİDEBİLİRSİN !
Birinci
maddeyi es geçiyorum, zira çok net bilinen bir konu. Yıllardır Alman hükümeti
gibi birçok ülke vatandaşlarının kendi ülkelerinde tatil yapması için tavsiye
ve telkinlerde bulunuyorlar.' Döviz ülkede kalsın, para dışarıya akmasın! ' hedefindeki tek yanılgı, tatil kavramının özünde yatıyor: tatil, sadece eğlenmek, dinlenmek için değil, aynı zamanda başka dünyaları, insanları, hayatları keşfetmek için yapılıyor , bu da ancak yurt dışı seyahatlerle mümkün. Bu yüzden bütün çağrı ve yönlendirmelere
rağmen ülkeler halkının ancak % 30 unu kendi ülkelerinde kalmalarına ikna
edebiliyorlar. Zaten bütün dünya insanları bu çağrıya kulak kabartsalardı turizm
olmazdı.
İkinci
madde, geçtiğimiz günlerin önemli bir konusu olmakla birlikte kısa bir
süreliğine soğumaya bırakıldı. Ancak birkaç hafta içinde tekrar gündeme
gelecek. Yunanistan’ın öncülüğünde AB ye sunulan bir mektupla aşı vurulmuş
olanların AB ülkeleri içinde tatil yapmalarının önünün açılması istendi.
İspanya, Portekiz, Malta bu öneriyi destekledi, ancak sakıncalarından dolayı bu
konu şimdilik beklemeye alındı. Bu labirentin sonundaki çıkışlarda Türkiye yok.
Üçüncü
madde, tatil ülkelerinin gözünü AB dışındaki ülkelere dikmesi üzerine birebir anlaşmalar
ile istisnalar getirmeleri. Geçen hafta Yunanistan, AB dışında kalan İsrail ile
bu konuda ikili bir anlaşma imzaladı. Güney Kıbrıs’ta Rusya’ya yeşil ışık yaktı. Dün
bir Alman seyahat bürosu (Fit Reisen) aşı turizmi başlatarak İsrail’de en az 3 hafta
kalanlara aşı yapılacağını duyurdu. (çok da eleştirildi) . İki gün önce İspanya’nın
önemli bir otel zinciri misafirlerini ücreti karşılığında otelde
aşılayabileceğini duyurdu.
GEMİYE EL SALLAYAN BİZ
OLMAYALIM…
Bu
hareketlilik mart ayına doğru hızlanacaktır. Çünkü Mayorka dahil bir çok tatil
bölgesi Paskalya’dan bile medet umuyor. Ardından savaş çok daha çetin bir hal
alabilir. Çünkü dünyanın, ne 1 Trilyon dolar üzerindeki ekonomik kayıbı, ne
işsiz kalan 120 milyon insanı ne de turizmden beslenen yüzlerce sektörün
milyonlarca çalışanını ve ürününü daha fazla taşımaya gücü yetmez.
Turizmin, korona tehditinden arınmış, güvenli bir şekilde sürmesini sağlamak için arayışlar, öneriler, giderek artacaktır.
Biz, turistik olarak gereken hemen herşeyi yaptık ve diğerlerine göre daha hızlı
hareket edip eyleme geçebiliyoruz. Artık top diplomaside !... Limandan ayrılan
gemiye karadan el sallamamak için, ikili, üçlü,
görüşmeleri özellikle Avrupalı ülkelerle başlatmalı, AB içinde olmamamızdan
kaynaklanan dezavantajı devre dışı bırakmalıyız. Geçen yıl bu tarz hamlelerimiz neticesinde
olumlu sonuçlar elde etmiş ve turizmi hayatta tutabilmiştik.
Yorumlar
Yorum Gönder