YA SERA, YA CALL CENTER
Ya sera, ya Call Center
Korona
sürecinde en ağır darbeyi alan turizm sektörü çalışanları sürecin uzaması
üzerine yeni iş alanlarına yönelmeye başladılar. Antalya turizmi hacmi ve kapasitesi ile
yaklaşık yarım milyon kişiye doğrudan iş imkanı sağlarken, korona sürecindeki
durgunluk ve belirsizlik çalışanları yeni arayışlara sevk ediyor. Emlakçılıktan, ticarete irili ufaklı birçok
alanda arayışlara giren turizmcilerde en çok öne çıkanlar tarım ve çağrı
merkezleri oldu. Yabancı dil bilenler bir çağrı merkezlerine (call center)
yönelirken, diğer kesim sera ve tarım alanlarına yöneldi.
Korona
sürecinin belirsizliğinde bu iki sektörün işsiz kalan turizmci ordusuna can
simidi olduğunu düşünüyor, tarımı konunun uzmanlarına bırakarak çağrı
merkezlerine bir göz atmak istiyorum. Gelişen teknoloji son 2000 li yılların
başından itibaren çağrı merkezlerini (call center) leri yaygın bir hale
getirdi. Teknoloji o kadar gelişti ki bizim bin bir güçlükle aştığımız
sınırları çağrı merkezleri bir çırpıda aşarak, Hindistan üzerinden Amerika’ya
pizza satacak hale geldi. Dünyanın birçok ülkesinde hızla artan çağrı
merkezleri, son yıllarda hangi ülke olduğuna bakmaksızın iş potansiyeli ve
düşük maliyet bulduğu her ülkede konuşlandı.
Çağrı
merkezi için en önemli şartlar kabaca şöyle;
1. Genç ve yabancı dil bilen iş
gücü, yabancılarla pürüzsüz iletişim kurabilecek personel,
2. Kurulumu ve
sürdürülebilirliği teknik ve finansal alanlarda düşük maliyetlerde
sağlayabilecek bölgeler
Ülkemizde 2000 li yılların başında özellikle İstanbul’da filizlenen çağrı merkezleri yurt dışından başta Almanya olmak üzere, İsviçre, Hollanda, İngiltere, İsveç, Amerika gibi ülkelere servis ve satış desteği sağlıyor. Önceleri üç büyük şehir, İstanbul, İzmir, Ankara gündemdeyken son yıllarda Antalya başta olmak üzere, Zonguldak, Samsun, Trabzon, Adana yabancı firmaların tercih ettiği bölgeler oluyor.
Antalya’da
önceleri tur operatörlerinin kendi çağrı merkezlerini Antalya’ya alması ile
başlayan çağrı merkezi hizmeti son yıllarda neredeyse bütün büyük turizm
firmalarının kendi çağrı merkezlerini oluşturmalarıyla hızlandı ve bu turizm
dışındaki sahaları da cesaretlendirdi.
Antalya,
turizm potansiyelinin artması ile yatırımcıların gözdesi haline gelip
İstanbul’dan sonra en önemli merkez haline gelirken, yaşadığımız Korona süreci
ile oluşan işgücü bunun artmasına önemli ölçüde katkı sağladı. Yabancı dil
bilen otel çalışanları, tur operatörleri ve acente çalışanları, mağaza
çalışanları, rehberler ve irili ufaklı birçok farklı alandan gelen kalifiye
personel Antalya’da Çağrı merkezleri için önemli bir potansiyeldi.
HER
ŞEY SUNULABİLİYOR, YETER Kİ YABACI DİL OLSUN…
Çağrı
merkezleri üzerinden hizmet sunulan ürün çeşitliliği çok geniş bir yelpazeye
oturuyor. Gazete dergi aboneliklerinden, Internet, kablo tv üyeliğine, Amazon
ürün teslimatından, Seyahatlere kadar her şey sunulabiliyor.
Neredeyse
bütün günü telefonda yabancı misafirlerle geçiren çağrı merkezi çalışanları iki
ana görev üsleniyorlar;
1. In bound: yurt dışından
arayan bir müşterinin sorununa çözüm bulmak,
2. Outbound: abonelerin aranarak
yeni bir ürünün satılmasını sağlamak
Bunun
için yabancı dili akıcı bir şekilde konuşan, çözüm odaklı, müşterileri ile
diyalog kurabilen özelliklere sahip olmak gerekiyor.
Antalya’da
sürekli yeni açılan call centerler olmakla birlikte irili ufaklı bir çok merkezde binlerce kişi çalışıyor. Buna evde
home Office olarak çalışanları da eklersek, çağrı merkezi ordusunun oldukça sanılandan
büyük olduğunu söyleyebiliriz.
CDV
Group Çağrı Merkezi Müdürü Mehmet Acar, Antalya’nın turizm potansiyeli
dolayısıyla çağrı merkezleri için çok büyük avantajı olduğunu söyleyerek, buna
güvenerek yeni yatırım ve projelerini Antalya’ya kaydırdıklarını ve gelecekte
bütün dünyaya Antalya çağrı merkezleri üzerinden hizmet vereceklerini söyledi. Acar,
çalışanların yüksek kalifikasyonun Antalya’nın en büyük avantajı olduğunu
sözlerine ekledi.
12
yıllık Çağrı Merkezi tecrübesi ile SC Group çağrı merkezi yöneticiliği yapan
Gülşah Kurtulan, çağrı merkezlerinin geleceğin en önemli mesleklerinden biri
olduğunu ve dünyada var olan bütün ürünlerin çağrı merkezleri üzerinden
pazarlanabildiğini belirterek, ‘Almanya’da televizyon alan bir müşterinin
sorununu Antalya’daki çağrı merkezimizde çözüyoruz’ dedi.
25
yıllık profesyonel turist rehberi Levent Esmer, otobüsten inip, mikrofonu
bırakarak bilgisayar önünde kulaklıkla müşterilere seslenmenin adaptasyonunu
yaşadığını belirterek, ‘ iletişim konusundaki tecrübemizi burada kullanıyoruz,
12 ay iş imkânı olması ve krizlerden daha az etkilenmesi dolayısı ile gelecekte
turizmcilerin tercih edecekleri yeni kol ortaya çıktı’ dedi.
Birçok
arkadaşım ve meslektaşım korona sürecinde çağrı merkezlerinde görev aldılar.
Yıllardır turistlerle birebir irtibatta olan ve önemli tecrübe kazanan
arkadaşlar, telefon başında da kendilerini geliştiriyorlar. Daha bir müddet bu
şekilde devam edecekler gibi ve bazıları kalıcı olacak. Benim kuşak için geçti artık, ama gelecek kuşak i.in önemsenecek bir meslek, takip etmekte yarar var.

Kaleminize ve Emeginize saglik Recep abi. Yine cok guzel bir konuya degindin.
YanıtlaSilŞöyle bir istatistik gerçeği de unutulmaması gerek, online da çalışma insan psikolojisi ile ortalama 2 yıl olduğunu örendik ve tecrübe ediyoruz. 30 yıldır Rehberlik tecrübemde 30 ila 40 kişi ile tur esnasında karşılıklı kominikasyon da o boyutta bir kişi topluluğuna hitap ederken etkiniz daha fazla olabiliyor. 1 kişinin telefonda ki iletişim ile karşılıklı canlı görüşmeye eş değer değil ve daha zor oluyor.
Bir nokta daha varki o da biz Rehberlerin sürekli yollarda ve doğa ile birebir açık havada çalışması çok daha keyifli. Şimdi sanki özgürlüğünüz elinizden alinmiş ve bir yerde sabit bir şekilde sanki oraya zincirlenmiş gibi çalışmak çok zor oluyor.
Tabii ki bu pandemi de her sektör darbe görmüşken bizlerin yine de çalışma imkanı bulduğumuz için mutluyuz diye düşünüyorum. Eski gunlerin tekrar geri gelmesi dileği ile.
Teşekkürler